Bize Ulaşın
viachristushizmetleri@gmail.com

YOLDA – BÖLÜM 8: TANRI’NIN ÇOCUKLARI, İBLİS’İN ÇOCUKLARI

Kerem Koç – 1. Yuhanna 3:1-10

Tema: Tanrı’nın çocuğu muyuz, İblis’in çocuğu mu?

Yolda Fikri: Yürüdüğümüz yolda hangi Baba’nın çocuğu olduğumuzu anımsayalım.

Giriş: Aslında güzel bir gezegende yaşıyoruz. Öyle ki, tüm gezegenleri yan yana koyup bizden bir seçim yapmamız istenseydi muhtemelen Dünya’yı seçerdik. Gökyüzüne baktığımızda Mars’ı görebiliyoruz. Mars’ta yaşadığımızı varsayarsak, balkonunuza güneşlenmeye çıktınız ama güneş alan bölgelerde sıcaklık -50 derece; Venüs’e gidecek olursak güneş alan bölgelerde sıcaklık 450 derece. Gölgeye kaçsanız bile en fazla 50 derece fark eder ve sıcaklık 400 derece olur. Su, durduğu yerde sürekli kaynar hâldedir. Biz de kızarmış tavuktan öte, kömürleşmiş et yığınına döneriz. Bu bir yana; atmosfer, hava, oksijen, vb. yaşam için zorunlu temel gereksinimlerin hiçbiri buralarda yok. Öyleyse Tanrı’ya şükretmemiz gerekmez mi? Rab o kadar yüce ki, bize yalnız et değil, meyve, sebze, bakliyat, vs. bile sağlamış. Böyle düşününce her şey iyi, fakat Tanrı bir de insan diye bir şey yarattı. Onu harika yarattığı halde, insan günah işledi ve şimdiki konumumuza geldik öyle değil mi? Elimizi attığımız şeyi kurutuyoruz. Yani insanı dünyadan alsak Dünya için hiç de fena olmayacak. Bu tartışılabilir elbette fakat bir şey çok açıktır: Mesih tekrar gelene kadar hiçbir şey düzelmeyecek. Onun için Yuhanna’nın bu bölümü yazarken insanoğlunun ne yapması ve nasıl yaşaması gerektiği üzerinde duruyor.

Okuma: 1.Yuhanna 3:1-10

Tanrı’nın Çocukları – İblis’in Çocukları

Belki aranızda babasını sevmeyenler var, belki onunla anlaşamayanlar, belki çeşitli nedenlerden ötürü onu pek tanıma fırsatı bulamamışlar var. Fakat biliyor musunuz, Kutsal Kitap; Tanrı’nın, Babamız olduğunu söylüyor. Göklerdeki Babamız her birimizin ailenin bir parçası olmasını istiyor, Rab bizi seviyor ve bizimle ilgileniyor. Bizler bir anlamda Baba tarafından evlat ediniliyoruz ve onun çocukları oluyoruz. Fakat insanlar Baba’yı tanımadıkları için bizim sapıtmış olduğumuzu düşünüyorlar. Çünkü değişiyoruz öyle değil mi? Eskiden, Baba’yı tanımadan önce İblis’in çocuklarıydık. Unutmayalım ki iyilik yapmamız, yaşlı teyzeleri karşıdan karşıya geçirmemiz, hamilelere dolmuşta yer vermemiz bizleri Tanrı’nın çocukları yapmaz. Bunun aksine; Tanrı, bizlerin iyilik yaparak cennete gideceğimizi düşünüyor olmamızdan iğreniyor. Bizler doğruyuz, fakat doğru olduğumuz için doğru değiliz. Bizler yüreklerimizde bir melek yattığı için iyi değiliz.

Hafta boyunca aklınızdan geçen kötü, ahlaksızca düşünceleri anımsayın. Zihinlerimiz ve yüreklerimiz kirlidir. Ama bizler İsa Mesih aracılığıyla doğru kılınıyoruz çünkü Mesih doğrudur. İyilik yapmaya başlıyoruz, çünkü Tanrı’yı yüceltmek istiyoruz. Tanrı’nın çocuğu olmak öncelikli olarak insanlara karşı davranışlarımızla ilgili değildir, öncelikle Tanrı’ya karşı ne yaptığımızla ilgilidir.

Babamıza onu seveceğimizi, ona benzer yaşayacağımızı ve itaat edeceğimizi söylüyor muyuz? Bizler Baba’nın çocukları olarak değişiyoruz ya da değişmeliyiz. Bunun için artık daha önce sevdiğimiz bazı şeyleri sevmemeye başlıyoruz. Bunun için birçok arkadaşımız, aile üyelerimiz bizden uzaklaşıyor. Biz onların arkadaşı olarak kalmak istiyoruz fakat çoğu zaman buna izin verilmiyor, çünkü benliğimiz değişiyor ve yeni bir birey oluyoruz. Oturduğumuzda bile çoğu zaman aynı şeylerden söz etmiyoruz. Eskiden aynı günahları beraber işlemiş olduğun arkadaşının da kurtulmasını istersin, değil mi? Çünkü Tanrı’nın çocukları; arkadaşlarının, aile bireylerinin tüm insanların kurtulmasını yürekten ister. Hristiyanlık bu dünyada olup göklerde yaşamaktı. “Hristiyanım” deyip günahta yaşayan, Tanrı’yı umursamayan, ahlaki değerlere önem vermeyen, Tanrı’da doğru bir insan olarak yaşamayan Hristiyan değildir.

Ayetler Mesih’in tekrar geleceğini söylüyor, dolayısıyla Babamız da tanınacaktır. Mesih’in ilk kez geleceği müjdelendiğinde Mesih’in doğumundan binlerce yıl önceydi. Fakat Mesih geldi ve Mesih tekrar geleceğini söyledi. Aradan iki bin yıl geçti diye düşünmeyin. Mesih ne zaman gelecek biliyor musunuz? Bu konuda yetkili bir Tanrı adamı olarak size bunun cevabını söyleyeyim mi? Bilmiyorum. Ama bir şey biliyorum, o da Mesih’in yargı ve sonsuz yaşam için kesin olarak döneceğidir. Zamanını bilmiyoruz ama yakındır. Mesih geldiği zaman sen okulda mı olursun, evde tarhana çorbanı mı içiyor olursun, yoksa çoktan ölmüş mü olursun onu bilemem ama Kutsal Kitap Meshi’in bir hırsızın geceleyin ansızın gelmesi gibi aniden geleceğini (ve bu zamanın yakın olduğunu) söylüyor. Öyleyse kardeşim, bu ana ahlaki anlamda hazır olmanı dilerim.

Günah

Birçoğumuz kötü bir günah işledikten sonra kendimizi kirli hissederiz, değil mi? Temiz hissetmek için duş almak yeterli değildir, bazen ruhsal olarak kirlendiğimizde fiziksel olarak da kirlendiğimizi düşünürüz. Oysaki gittiğimiz kötü yollardan dönüp tövbe etmek tek çözüm yoludur. İlk tövbemiz gerçekten tövbelerin en güçlüsüdür: Bu, büyük bir içtenlikle, “Rab, artık ben sana ait olup pak bir yaşam sürmek istiyorum” demektir. “Rab İsa, günahlarımdan tövbe edip artık senin ardından yürümek istiyorum, seni takip etmek istiyorum, sana benzer olmak istiyorum” demektir. Ne diyor ayetler: “Mesih’te umudun varsa o zaman kendini pak kılarsın.”. Yani Mesih’in gelişine inanıyorsan, Baba’nın doğru bir çocuğu olarak ahlaklı bir yaşam sürersin.

Bizler Mesih aracılığıyla Tanrı’yı yüceltiriz, çünkü insanın yaratılış amacı budur öyle değil mi? Birçok kişi kendisini Tanrı sanıyor. Elbette “Ben Tanrıyım” demiyor fakat Yüce Rab’bi dinlemiyorsan, O’nu yüceltmiyorsan, o zaman muhtemelen O’na gereksinim duymayacak kadar zeki ve kendi kendine yetebilen bir canlı olduğunu düşünüyorsundur. Evde babanı, okulda öğretmenini, işte müdürünü dinleyip Rab’bi dinlemiyorsan, o zaman O’na gereksinim duymuyorsun demektir. Tanrı’nın varlığını kabul edip O’nun yolunda yürümek yerine kendi yolunu çiziyorsan, kendi istediğini gerçekleştiriyor, kendi planlarını uygulamaya çalışıyorsan o zaman kendi kendinin Tanrısı hâline gelmişsin demektir.

Baba Gibi Olmak

Oysa bizler Babamızın planlarını uygulamak için can atmalıyız, yani babamız gibi olmaya çalışmalıyız. Mesela oğlum Josiah da evin içerisinde yaptığım şeyleri yapıyor, aynı babası gibi olmak istiyor. Benim belim sakat olduğu için çoğu zaman bir elim belimde gezerim. Bir gün bir baktık Josiah’nın da eli belinde ve o şekilde geziyor. Üstelik de günün yarısında eli belindeydi. Beni tanıyanlar iyi bilir, gündüz sporumu telefonda konuşurken yaparım, konuşma sırasında bir oraya bir buraya sürekli yürürüm. Josiah’nın da annesinin çalışmayan eski bir telefonunu kullanıyor. Ben ofiste telefonda konuşuyorum, o da tam arkamdan turluyor. Sonuçta kimin çocuğuysan ona benzemeye çalışıyorsun.

Bölümün son ayetlerine baktığımızda aynı şeyin iki kere irdelendiğini görüyoruz. Yuhanna’nın bize yazmış olduğu bu bölümde Tanrı’nın çocuğu olmakla İblis’in çocuğu olmak arasındaki fark belirginlik kazanıyor.

Günah nedir?
  • Günah, yasaya karşı gelmektir. (4.ayet)
  • Günah işleyen İblis’tendir. (8.ayet)
Mesih Neden Geldi?
  • Mesih günahları kaldırmak için ortaya çıktı. (5.ayet)
  • Mesih İblis’in yaptıklarına son vermek için ortaya çıktı. (8.ayet)
Kim Günah İşlemez?
  • Mesih’te yaşayan günah işlemez (6.ayet)
  • Tanrı’dan doğmuş olan günah işlemez. (9.ayet)

Bölüm günahın ne olduğunu anlatıyor. Günah yasaya karşı gelmektir ve günah işleyen İblis’tendir. Ama sonra Mesih geliyor, peki O’nun amacı neydi? İblis’in yaptıklarına son verip günahı kaldırmak değil midir? Böylece O’na inananlar, onun aracılığıyla Baba’nın çocukları olabildi. Yani ortada iki Baba var: Bir tanesi Tanrı; seni seven, kayıran, umursayan, canını senin için veren ve aynı O’nun gibi doğru olmanı isteyen; diğeri ise İblis -yani Şeytan-, yalanın babası, ahlaksızlığın öncüsü ve kendinden başkasını düşünmeyen, sevmeyen bir varlıktır.

Son Sözler

Bizleri Tanrı’nın çocukları yapan şey iyi biri olmamız değildir, doğru olana iman ediyor olmamızdır. Çünkü her birimiz kötüyüz. Yüreklerimizde, düşüncelerimizde, tavırlarımızda… Hatta bir yazar şöyle diyor: “Eğer yaptıklarımıza göre değil, düşündüklerimize göre yargılansaydık, Rahibe Teresa bile alenen kurşuna dizilirdi.”. Bu yazar düşündüklerimize göre yargılandığımızı söylemiyor elbette, ama düşündüklerimize göre de yargılanacağız. Onun için kendinize güvenmeyi bırakın, Rab İsa’ya güvenin çünkü tek doğru O’dur ve kardeşlerim gerçek bir inanlı gibi yaşıyorsak bunu verdiğimiz meyvelerle gösteririz. Bu bölümde de Yuhanna, doğru olanı yapan ve kardeşini seven Tanrı’dandır diyor.

Yolda: Günün sonunda bu yolda iki baba olduğunu görüyoruz. Biri Tanrı’dır (gerçek baba), diğeri İblis’tir. Kimin ardı sıra gideceğimize karar vermeliyiz. Bu dünya binbir türlü güzellikle, zevkle doludur. Ama bir gün tüm bu güzellikler yok olacaktır. Bu dünyanın sonsuza dek böyle kalacağını, hep var olacağını düşünmemeliyiz.

Sevgili kardeşlerim, şunu unutmayın ki, Rab’bin gözünde bir gün bin yıl, bin yıl bir gün gibidir. Bazılarının düşündüğü gibi Rab vaadini yerine getirmekte gecikmez; ama size karşı sabrediyor. Çünkü kimsenin mahvolmasını istemiyor, herkesin tövbe etmesini istiyor. Ama Rab’bin günü hırsız gibi gelecek. O gün gökler büyük bir gürültüyle ortadan kalkacak, maddesel öğeler yanarak yok olacak, yer ve yeryüzünde yapılmış olan her şey yanıp tükenecek. Her şey böylece yok olacağına göre, sizin nasıl kişiler olmanız gerekir? Tanrı’nın gününü bekleyip o günün gelişini çabuklaştırarak kutsallık içinde yaşamalı, Tanrı yolunu izlemelisiniz. O gün gökler yanarak yok olacak, maddesel öğeler şiddetli ateşte eriyip gidecek.

-2.Petrus 3:8-11