Bize Ulaşın
viachristushizmetleri@gmail.com

YOLDA – BÖLÜM 13: TANRI’NIN TANIKLIĞINA İNANMAK

Kerem Koç – 1.Yuhanna 5:6-12

Avukat arkadaşım Alper’le ve Kutsal Kitap’taki Musa’nın yasasına göre anlatılan mahkemelerdeki tanıklığın doğruluğu konusunda görüştüm. Türk yasalarına göre bir davanın sonucunu 2 kişinin tanıklığı etkiliyormuş. Elbette tanıklıkların sahte olması göz önünde bulundurularak hâkim son kararı vermektedir. Bu konunun üzerine düşündüm çünkü bu hafta okuyacağımız ve üzerinde çalışacağımız bölüm aslında İsa’nın Rabliğinin tanıklığı ile ilgilidir. Bizler tanıklıklara inanıyoruz, öyle değil mi? Örneğin Roma’da Neron adında zalim bir Sezar olduğunu biliyoruz, şüphesiz ki bu adam yaşadı ve binlercesini katletti. Ya da Amerika’yı görmemiş olanlar orada bir kıta olduğuna eminler, öyle değil mi? Dolayısıyla aslında sadece gördüklerimize değil, tanıklıklara da güveniyoruz.

Okuma: 1. Yuhanna 5:6-12

1.Yuhanna kitabının Hristiyan yolculuğuna benzediğini anlatmıştık. Öncelikle kişinin gerçekten Hristiyan olup olmadığını sınaması için birçok ayet olduğunu görüyoruz, buna ek olarak inanlı bir kimsenin günahtan nefret etmesi gerektiğini öğreniyoruz ve insanlara olan sevgilerinin artması gerektiğini algılamaya başlıyoruz. Bu bir “Kutsallık yolu” oluyor ve gittikçe büyüyoruz.

Aslında okuduğumuz bölümdeki bu başlangıç ayetlerinin ne demek istediğini tam anlamıyla bilmiyorum: “E bilmiyorsun da neden vaaz ediyorsun?”. İşte işin önemli yanı da bu: Aslında Kutsal Kitap’taki o kadar çok şey zor olduğu düşüncesi ile vaaz edilmiyor ki… Fakat bizim seçtiğimiz vaaz yöntemi ile çok net olmayan böyle bölümleri de inceliyoruz. İsa Mesih suyla ve kanla gelmiştir ve bunlar Tanrı’nın kendi Oğlu, İsa hakkındaki tanıklıklardır. Çünkü bölüm bizlere net bir şekilde insanın tanıklığına güvendiğimizi fakat aynı zamanda bir de Tanrı’nın tanıklığı olduğunu söylüyor, ki zaten insanın tanıklığına güveniyorsak Tanrı’nınkine çok daha fazla güvenmeliyiz. Onun için birkaç farklı ilahiyatçının ne düşündüklerine bakacağız.

Su, Kan ve Ruh: Görüş 1

Bu ilk görüş birçok 16. ve 17. yüzyıl ilahiyatçıları tarafından kabul görür. Su, vaftizi ve kan da Rab’bin sofrasını sembolize eder. Zaten “Ruh”un neredeyse tüm ilahiyatçılar tarafından hemfikir bir şekilde Kutsal Ruh’a işaret ettiği söylenir. Her ne kadar bu dönem ilahiyatçılarını çok sevip saysam da sakramentler (vaftiz ve Rab’bin sofrası) Mesih’in müjdesine tanıklık etse de bence bu fikir bölüme tam oturmuyor. Çünkü ayetler Tanrısal bir tanıklıktan bahsediyor, öyle ki bunu görmüş insanlar bu tanıklığı kabul etsinler.

Su, Kan ve Ruh: Görüş 2

Bu ikinci görüş, su ve kan kelimelerinin bir arada kullanıldığı bir olayı işaret ediyor. Anımsayanınız var mı? İsa’nın göğsü mızraklandığı zaman su ve kan akmıştı, bu olayın buradaki ayetlere bağlandığını düşünen ilahiyatçılar var. Öyle ki, “O’nun ölümünü temsil eden ve ardından dirilişi ile tamamlanan bu olayın Tanrı’nın kendi Oğlu’na tanıklık etmesidir” diyorlar. O dönemde İsa’nın insan oluşunu kabul etmeyen öğretilerde vardır, ki İsa’nın ölümü O’nun insansal yanını da gösteriyor ve Tanrı buna tanıklık ediyor deniliyor. Su ve kan, O’nun bizim gibi bir insan olduğumuzu ve Ruh ise O’nun Tanrısal öze sahip olduğu vurgulanıyor.

Su, Kan ve Ruh: Görüş 3

Çok saygı duyduğum bir ilahiyatçı bu ayetlere ilginç bir yorum getirmiş: Suyun, İsa’nın doğumunu temsil ettiğini düşünüyor. Çünkü her bebek annesinin karnında sudan doğar. Dolayısıyla İsa’nın mucizesel doğumu Tanrı’nın bir tanıklığıdır. Kan ise çok iyi bildiğimiz çarmıhtaki ölüm olayını sembolize eder. Bu pastör ve ilahiyatçı kardeşimiz “Tabi ki İsa’nın dirilişi Tanrı’nın Ruh’unun etkin bir görüntüsüdür” diyor. Aslında bu yoruma göre gerçekten bir insanın tanıklığına ihtiyaç duymadan dirilişi anlıyoruz. Fakat sizce de annenin karnındaki sudan doğma olayı biraz zorlama değil mi? Yani İbrani kültüründe sudan bahsederken hiç kimsenin aklına anne karnındaki su örneği geldiğini düşünmüyorum.

Su, Kan ve Ruh: Görüş 4

Bu görüş, doğruluğuna yakın olduğunu düşündüğüm görüştür. Fakat hangi görüşü savunursak savunalım, bu görüş Antalya Protestan Kilisesinin temel öğretilerinden değildir. Yani bu konuda fikir ayrılıkları olması topluluğumuzda problem yaratmayacaktır. Benim doğru olduğunu düşündüğüm görüş ise şudur: Suyun, İsa’nın vaftizini; kanın ise İsa’nın çarmıhını sembolize ettiğini düşündüğüm fikirdir. Öyle ki İsa’nın su ile yapılan vaftizinde Tanrı İsa’ya açık biri şekilde, göklerden seslenerek tanıklıkta bulunmuştur: “Bu benim Oğlum’dur” demiştir, tanıklık açık ve nettir. Bir insanın “Evet, bu Tanrı’nın Oğlu’dur.” demesinden çok daha güçlüdür. Ayrıca çarmıhta akıttığı kan O’nun insan yanını, dirilişi ise O’nun Tanrısal yanını vurgulamıştır. Bu durumda yine İsa’nın ölümü sırasındaki mucizesel deprem, kayaların parçalanması, havanın kararması, tapınaktaki perdenin yırtılması ve daha da ötesi ölülerin mezarlarından dirilmesi yaşandı ki Tanrı’nın olaylara tanıklık ettiğini ve çarmıhta ölen bu insanın, herhangi bir insan olmadığını kanıtlar. Kutsal Ruh’un Mesih’in Tanrısallığına olan daimî tanıklığı zaten Mesih’in göklere alınması ile her inanlıya gelmiştir, öyle değil mi?

Grekçe Metinlerin Farkı

Bu bölümde küçük bir noktaya da değineceğim. Genellikle kiliselerde iki çeşit İncil kullanılır, neredeyse yok denilecek kadar ufak tefek farklılıkları olan bir Grekçe İncilin adı “Textus Receptus”tur diğeri ise “Kritik Text” dediğimiz ellerimizdeki kitaptır. Bu ayetlerde birbirinden farklı ufak bir yer vardır: Bu bölümün Türkçesinde Baba, Oğul ve Kutsal Ruh’un bir olduğunu söyler; ki bu zaten Kutsal Kitap’ın temel öğretisidir. Her ne kadar çok basit bir nokta olsa da ve evimizde İncillerimizi okurken gözümüze bile takılmayacak noktalar da olsa, ben bir pastör olarak bu konudaki sorumluluğumu ciddiye alıyorum ve bu gibi noktaları not etmeyi önemli buluyorum.

Tanıklığı Kabul Etmek

İsa’ya inanan kişinin zaten bu tanıklıklara yürekten güvendiklerini görüyoruz. Fakat İsa’ya inanmayan kişilerin, binlerce insanın yapmış olduğu tanıklığa inanmamakla kalmayıp aynı zamanda Tanrı’nın göklerden yaptığı tanıklığa da inanmadıklarını görüyoruz. Tanıklık zaten açık kardeşlerim; İsa’ya inananda yaşam vardır, inanmayanda yoktur.

Yolda: Belki de bu bölüm, iman yolumuzda temasına en az uyan bölümdü fakat ayetler yine bir yolda teması ile bitti. Bir yolda yaşam var, diğerinde yok. Ben ve ev halkım gideceğimiz yolu seçtik. Sen hangi yoldan gideceksin?

Tanık, mahkemede önemlidir. Mesih’in binlerce tanığı var ve yüreklerimiz de Mesih’in Rabliğine tanıklık eder.