Bize Ulaşın
viachristushizmetleri@gmail.com

SEVDİKLERİMİZİN ÖLÜMÜ

Yağmur Çamur Dinlemeden O Hep Geldi

Omuzlarımı silkerken soğuk yağmur damlaları şemsiyeme şakır şakır çarpıyordu, yün atkım sayesinde biraz olsun avunma umudundaydım. Etrafıma baktım, bir araya gelmiş olan dostların yüzlerindeki yası gördüm, bu hayattan bir sonrakine yeni göçen kişi için son sözlerini söyleyeceklerdi.

Kendi ölümlülüğümü düşündüm, cenazemin yaklaştığının farkındaydım. Göğsümde çarpan kalbim cenaze törenimde çalacak olan davul gibiydi; o durduğunda, varış noktasında olacaktım.

Kendimi yas tutan bu insanların yerine koydum. Anne-baba, kardeş veya dostlarımı kaybettiğimde nasıl yas tutacağımı düşündüm. Daha sonra kocasına baktım ve onun yerinde olmanın ne kadar acı verici olduğunu düşündüm.

Bu uygulama ilk anda her ne kadar ürkütücü görünse de bir süre bu konuyu değerlendirmemiz ve ölümlülüğümüzü göz önünde bulundurmamız bence hikmetli bir tavırdır (Vaiz 7:2). Ölümle yüzleşmek hayatı kucaklamamıza ve onu yaşamamıza yardımcı olur. Bu tür zamanları kişisel bir memento mori (ölümlü olduğunu hatırla) gibi görmemiz bize yardımcı olur. Bu uygulama kültürel ölümsüzlük öğretisiyle hipnotize olmuş tembel yüreklerimize bir doz gerçeklik enjekte eder.

Fakat o gün mezarın başındaki son görevim ve kişisel düşüncelerim kolay kolay unutamayacağım bir olaya da tanık olmamı sağladı.

Yaklaşık yüz metre öteye bir taksi yanaştı ve içinden bir adam çıktı. Şemsiyesini açtı ve yürümeye başladı ve yavaşça taksiden uzaklaştı. Şiddetli yağmurda yılmadan varış noktasına doğru düzenli adımlarlar yürüdü. Gideceği yere varınca durdu, şapkasını çıkardı ve tanıdık bir mezar taşının önünde sabit bir şekilde dikildi. Orada yaklaşık 10-15 dakika kadar kaldı. Daha sonra şapkasını tekrar kafasına takıp, döndü ve yavaşça taksisine doğru yol aldı.

Tanık olma fırsatını bulduğum bu görüntünün etkisi uzun süre geçmedi. Bu sırada eşini onurlandırmaya gelen başka bir yaslı koca daha gördüm. Bu inanılmaz sevgi ve aynı zamanda ağlayış sevginin ne kadar derin ve değerli olduğunu bana hatırlattı, özellikle bir karı koca arasında olan sevginin. Adam hala eşini seviyordu ve onun yokluğunu hala hissediyordu. Eşinin olmadığı hayatı asla eskisi gibi değildi.

Lewis’in A Grief Observed (Gözlemlenen Bir Yas) başlığı altında yazdıklarını hatırlıyorum, sevdiğimiz birinin ölümünü bedenden bir uzvun kesilmesi gibi olduğunu anlatıyordu. İçten bir şekilde seven insanlar bunun hemen üstesinden gelmiyorlardı. Sonsuza dek kalıcı bir şekilde değişiyorlardı. Lewis şöyle yazıyor:

Bir hastanın apandisit ameliyatından sonra iyileşmesi bir şeydir; ama bacağının kesilip alınması ise bambaşka bir şey… Bu tür bir ameliyattan sonra kesilmiş yer ya iyileşir ya da adam ölür. İyileşirse, şiddetli ve devamlı olan ağrı duracaktır. Yakında gücünü kazanacak ve tahta bacağıyla topallayarak yürüyebilecektir. Böylece ‘üstesinden gelmiş’ olur. Fakat yine de hayatı boyunca topal bacağında nükseden ağrıları muhtemelen olacaktır ve hatta belki de bu ağrılar oldukça şiddetli olacak ve kendisi hep tek bacaklı bir adam olacaktır. Bunu bir an için bile unutması çok zor olacaktır. Banyo yapmak, giyinmek, oturmak ve tekrar ayağa kalkmak, hatta yatağa uzanmak bile artık daha değişik olacaktır. Tüm hayatı değişecek ve eskiden onun için çok basit olan tüm hazlar artık hayatından silinecektir.

Sevdiğimiz birini kaybetmek kendimizden bir parça kaybetmek gibidir. Karı-koca tek bir beden olan eşler, evlendiklerinde kendilerini böyle zor bir durumda bulacaklarını bilmelidirler (Yaratılış 2:24). Derinden sevmek sonsuz sevinç getirir fakat ölümün zalim kılıcı kestiğinde büyük bir boşluk yaratır.

Bu hikayeyi paylaşıyorum öyle ki bu hikaye bende olduğu gibi sizin de aklınızda ve yüreğinizde kalsın. Bu memento mori’yi (ölümlü olduğunu hatırlama fikrini) son günlerinizin uzak olmadığını göz önünde bulundurarak yaşamınıza yardımcı olması için kullanın. İlişkilerinizi ve onlara sahip olduğunuz için ne kadar kutsanmış olduğunuzu düşünün. Sevmenin ve sevilmenin ne kadar iyi olduğunu düşünün. İlişkilerinizi, özellikle size en yakın olanları iki kat daha güçlendirin.

O adamı düşünün… Yağmur çamur dinlemeden hep gelen o adamı… Bahaneler kendinizi sevmenize yardımcı olabilir fakat başkalarını gerçekten sevmenize engel olabilir. Bugün kendinizi gösterin ve gerçekten sevin, yağmurda olsa çamurda.

Hala bunu yapabiliyorken sevin çünkü zamanı gelince çok sevdiğiniz birinin cenazesinde veya kendi cenazenizde olacaksınız.

Erik Raymond