Bize Ulaşın
viachristushizmetleri@gmail.com

SORU & CEVAP

Gerçekten bir Tanrı var mıdır?

Günümüzde Tanrı’nın var olduğuna inanmak, çoğu entelektüel kişi tarafından kabul edilemez bir düşünce gibi görülmektedir. Tıp, bilim, teknoloji gibi alanlarda yapılan inanılmaz ilerlemeler Tanrı’nın varlığına karşı bir tez sunuyormuş gibi anlatılır. Zeki ve eğitimli insanların Tanrı’yı kabul etmeleri söz konusu bile olmamalıdır diye düşünülür. Ancak dünyanın işleyişinden, insanın doğasına; ufacık bir karıncadan, sınırları ölçülemeyen evrenin boşluğuna kadar her şey bir tasarım ve hesabın ürünü gibi durmaktadır. Elimizdeki kanıtlar gelişi güzellikten çok planı, kaostan çok düzeni göstermektedir. Bunun için tüm bu yaratılışın bir şans eseri var olduğuna ve bu muhteşem dünyanın koca bir boşlukta kendi kendine dönüp durduğuna inanmak mümkün değildir. Aksine, yeri göğü yaratan ve kontrol eden bir tasarımcının olduğunu fark etmek çok kolaydır. Bunun için var olan her şeyin bir kaza sonucu veya bir şans eseri bir araya geldiğine inanmak yerine, tüm bu kanıtların ışığında görünmeyen bir yaratıcının var olduğuna inanırız. Hatta Tanrı’nın kendisini daha iyi tanıtmak için insanlarla iletişimde olduğuna inanırız.

Dağlar var olmadan,
Daha evreni ve dünyayı yaratmadan,
Öncesizlikten sonsuzluğa dek Tanrı sensin.

-Mezmur 90:2

Tanrı insanlarla iletişim halinde midir?

Tanrı, birçok yoldan insanlara seslenmiştir ve seslenmektedir. Yaratılıştan itibaren seçtiği Tanrı adamlarına kişisel bir şekilde seslenmiştir; peygamberler, elçiler ve İsa’nın kendisi ile insanlarla iletişime geçmiştir (2.Petrus 1:21). Bunun ötesinde Rab, yaratılış aracılığı ile her gün gözlerimize kendi gücünü göstermektedir (Romalılar 1:20). Bugün ise Kutsal Yazılar aracılığı ile kim olduğunu açıklamaktadır ve bizim için yaşam çağrısını vermektedir. Kutsal Yazılar, Tanrı’yı nasıl yücelteceğimiz hakkında bize açık bilgiler vermektedir.

Kutsal Yazılar’ın tümü Tanrı esinlemesidir ve öğretmek, azarlamak, yola getirmek, doğruluk konusunda eğitmek için yararlıdır.

-2.Timoteos 3:16

Tanrı nedir? Tanrı kimdir?

Tanrı’nın ne olduğunu ya da kim olduğunu tanımlamak aslında kolaydır: Doğal yollardan dahi Tanrı’yı düşündüğümüzde, O’nun her şeyi yaratan ve her şeyin devamını sağlayan ancak görünmeyen (yani ruh olan) bir varlık olduğunu söyleyebiliriz. Tanrı’nın bir vücudu yoktur ve görülemez… Tabi bununla beraber birçok ruhtan farklıdır, çünkü yaratılmamıştır ancak bütün ruhları ve evreni O yaratmıştır. Kutsal Yazılar, O’nun hep var olduğunu ve var olacağını söyler. Gücünün sınırları yoktur. Westminster İnanç Açıklaması Tanrı’yı şöyle tanımlar: “Tanrı; varlığında, bilgeliğinde, gücünde, kutsallığında, adaletinde, iyiliğinde ve gerçekliğinde sınırsız, sonsuz ve değişmeyen bir ruhtur.”

Tanrı ruhtur…

-Yuhanna 4:24

Yaratılış nasıl gerçekleşti?
Yaratılış, Tanrı’nın Sözü’nün gücüyle her şeyi hiçbir şeyden, altı gün içinde ve hepsini de çok iyi olarak yaratmış olmasıdır.
Tanrı, tüm yaratılışı Sözü’nün gücünü kullanarak ve hiçbir şey kullanmadan yapmıştır. Doğada yer alan her şey: Taş, toprak, deniz, var olan her şey bir zamanlar yoktu. Elbette ki bu, bizlerin tam olarak kavrayamadığı bir durumdur; çünkü bizler sadece var olan şeylerin formlarını değiştirerek yeni bir şey ortaya çıkarabiliyoruz, ancak Tanrı tüm yaratılışın yapımında hiçbir şey kullanmamıştır. Tüm bu yaratılışın (dağlar, denizler, hayvanlar, insanlar, gezegenler) tam 6 günde tamamlandığı söylenmektedir ve Tanrı bu işi karakteri ile doğru orantılı olarak kusursuz bir şekilde yapmıştır.
Başlangıçta Tanrı göğü ve yeri yarattı.
-Yaratılış 1:1
Tanrı, insanı nasıl yaratmıştır?

Yaratılışın son gününde, yaratılışın en önemli parçaları olan insanlar yaratılır. Tanrı; insanı erkek ve kadın olarak, kendi benzerliğinde, bilgili, doğru, kutsal ve bütün yaratılış üzerinde egemenlik sahibi olarak yaratmıştır. Tanrı, ilk insanı yarattıktan sonra onun yanına da bir eş yaratmıştır.

Tanrı, “Kendi suretimizde, kendimize benzer insan yaratalım” dedi, “Denizdeki balıklara, gökteki kuşlara, evcil hayvanlara, sürüngenlere, yeryüzünün tümüne egemen olsun.” Tanrı insanı kendi suretinde yarattı, onu Tanrı’nın suretinde yarattı. Onları erkek ve dişi olarak yarattı.

-Yaratılış 1:26-27

İnsanın yaşam amacı nedir?

İnsanın yaşam amacı Tanrı’yı yüceltmek ve sonsuza dek O’ndan hoşnut olmaktır.

Tanrı’nın bizi yaratmasındaki amaç kendisini yüceltmemiz ve O’ndan hoşnut olmamızsa, bunu nasıl yapmamız gerektiği konusunda düşünmeliyiz. Güzel bir yemeğin tadına sadece uzaktan bakarak varamayız. Aynı bunun gibi eğer Tanrı’yı yüceltip O’ndan hoşnut olmak istiyorsak, O’nun kim olduğunu anlamamız gerçekten önemlidir. Yani başka bir deyişle tadına bakmalıyız.

Öğrencileri sürekli İsa ile zaman geçirerek O’nun ne kadar harika birisi olduğunun farkına vardılar. Her gün yeni bir şey öğrendiler ve bu onların hayatlarını değiştirdi. Mesih bizlerin de hayatını değiştiriyor mu?

Her şeyin kaynağı O’dur; her şey O’nun aracılığıyla ve O’nun için var oldu. O’na sonsuza dek yücelik olsun! Amin.

-Romalılar 11:36

Tanrı, yaratılışın ardından insanları bırakmış mıdır?

Tanrı bütün yarattıklarını ve onların bütün yaptıklarını en kutsal, en bilge ve en güçlü bir şekilde korumaya da devam etmektedir ve sürekli bir şekilde sağlamaktadır. Tanrı, var olan her şeyi yaratmıştır ve gelecek için de planlarını yapmıştır. Olacak her şey O’nun planı içerisindedir. Tanrı sonsuz bir hikmet sahibi olduğu için gelecekle ilgili bir hata asla yapmaz, dolayısıyla bizlere sağladığı her şey kendi yüce planına uygundur. Bu yüce plana göre Tanrı insanı yarattığında, onunla bir insanın işlerine dayalı yaşam antlaşmasına girmiştir. İnsan için gerekli olan her şeyi sağlamış ve koşulsuz itaat beklemiştir. Her antlaşmada olduğu gibi, Tanrı ile yapılan antlaşmada da pozitif ve negatif yönler vardır. İnsan, antlaşmaya itaatkâr oldukça her şey pozitif olacaktı. Ancak itaat etmemesi durumunda, yani Tanrı’nın yemesini yasaklamış olduğu iyiyle kötüyü bilme ağacından yemesi durumunda ölüm acısı çekeceğini bildirmişti. Çünkü adil olan Tanrı, antlaşmayı bozduğumuzda adaletli davranacaktır ve böylelikle antlaşmanın sonucu bizim için iyi olmayacaktır.

RAB tahtını göklere kurmuştur,
O’nun egemenliği her yeri kapsar.

-Mezmur 103:9

RAB Tanrı doğuda, Aden’de bir bahçe dikti. Yarattığı Adem’i oraya koydu. Bahçede iyi meyve veren türlü türlü güzel ağaç yetiştirdi. Bahçenin ortasında yaşam ağacıyla iyiyle kötüyü bilme ağacı vardı. Aden’den bir ırmak doğuyor, bahçeyi sulayıp orada dört kola ayrılıyordu. İlk ırmağın adı Pişon’dur. Altın kaynakları olan Havila sınırları boyunca akar. Orada iyi altın, reçine ve oniks bulunur. İkinci ırmağın adı Gihon’dur, Kûş sınırları boyunca akar. Üçüncü ırmağın adı Dicle’dir, Asur’un doğusundan akar. Dördüncü ırmak ise Fırat’tır. RAB Tanrı Aden bahçesine bakması, onu işlemesi için Adem’i oraya koydu. Ona, “Bahçede istediğin ağacın meyvesini yiyebilirsin” diye buyurdu, “Ama iyiyle kötüyü bilme ağacından yeme. Çünkü ondan yediğin gün kesinlikle ölürsün.

-Yaratılış 2:8-17

Günah nedir?

Günah; Tanrı’nın “Yap.” dediklerini yapmamak, “Yapma.” dediklerini yapmaktır. Tanrı, insanları kutsal yaratmıştır ve onlarla bir antlaşma ilişkisine girmiştir; ancak insanoğlu, Tanrı’nın koyduğu kuralı çiğnemiş ve iyiyle kötüyü bilme ağacından yemiştir. Böylece Tanrı’ya karşı günah işlemiştir ve bu suçun sonucu olarak dünyaya ölüm girmiştir. İnsanın işlediği bu suç yüzünden, insan kendini Tanrı’dan uzaklaştırmış ve ağır bir ceza ile yüzleşmek zorunda kalmıştır. Evet, Kutsal Tanrı’nın gözünde ufacık bir günah dahi ölümü hak edecek kadar kötü bir lekedir. Çünkü Kutsal Yazılar, Tanrı’nın adil bir yargıç olduğunu söylemektedir. Bunun için de günah karşısında asla yumuşak davranamaz, bir tek günah dahi cezasız kalmaz. Tüm insanlık günah işlediği için herkes ölümü hak etmektedir.

Çünkü herkes günah işledi ve Tanrı’nın yüceliğinden yoksun kaldı.

-Romalılar 3:23

Adem’in ilk günahı bizim için neden önemlidir?

Çünkü Kutsal Yazılar, Adem’in işlemiş olduğu ilk günahın sadece kendisini etkilemediğini anlatır. Adem; antlaşmanın başı olarak insanlığı, dünyanın yaratılışının başında temsil etmiştir. Antlaşma Adem ile yapılmıştır; ancak sonuçları sadece kendisini değil, kendi soyundan gelen herkesi ve hatta tüm yaratılışı etkilemiştir. Yani sadece kendisi için değil ama onun soyuna dahil olan herkes için de geçerli olan bir antlaşmanın sorumlusuydu ancak günaha düşerek antlaşmayı tutamamıştır. İnsanlığın Tanrı ile ilişkisi bozulmuştur ve kimse günahlı bir şekilde Kutsal Tanrı ile barış sağlayamamaktadır.

Günah bir insan aracılığıyla, ölüm de günah aracılığıyla dünyaya girdi. Böylece ölüm bütün insanlara yayıldı. Çünkü hepsi günah işledi.

-Romalılar 5:12

Tanrı ile tekrar barış sağlanabilir mi?
Dünyadaki hiçbir insanın hayır işleri yaparak, daha çok dua ederek ya da ibadet ederek Tanrı ile barış sağlaması mümkün değildir. Çünkü Adem’in işlere dayalı olan antlaşmasına karşı gelmesi ve günah işlemesi insanlığın ölümü hak etmesine neden olacak kadar ağır bir suçtu. Tanrı adil bir Tanrı’dır ve her adalet sisteminde olduğu gibi bizi yaptığımız iyi işlere göre değil, suçlarımıza göre değerlendirir ve cezalandırır. Bunun için insanlar kendi başlarına Tanrı ile barışı sağlayamazlar ve sonsuz ölümü hak eden bir yaşama devam ederler.
 
Ancak Tanrı iyi arzusundan ötürü, onlara yeni ve kendi lütfuna dayanan bir antlaşma sağlamıştır. Bu antlaşma gereği, Oğul İsa Mesih insan bedeni alarak aramıza gelmiştir. Kutsal bir yaşam sürmüş ve Baba’nın planı uyarınca, bizim günahlarımız için ölüme teslim edilmiştir. Bir anlamda günahlarımız için, bizim çekmemiz gereken günahlar için kurban olmuştur ve kefaret sağlamıştır. Kutsal Yazılar, İsa Mesih’e iman edip O’nu Rab ve kurtarıcı olarak kabul eden herkesin kurtulacağını söylemektedir.
Çünkü Tanrı dünyayı o kadar çok sevdi ki, biricik Oğlu’nu verdi. Öyle ki, O’na iman edenlerin hiçbiri mahvolmasın, hepsi sonsuz yaşama kavuşsun.
-Yuhanna 3:16
Size doğrusunu söyleyeyim, sözümü işitip beni gönderene iman edenin sonsuz yaşamı vardır. Böyle biri yargılanmaz, ölümden yaşama geçmiştir.
-Yuhanna 5:24
Böylece Mesih İsa’ya ait olanlara artık hiçbir mahkûmiyet yoktur. Çünkü yaşam veren Ruh’un yasası, Mesih İsa sayesinde beni günahın ve ölümün yasasından özgür kıldı.
-Romalılar 8:1-2