Bize Ulaşın
viachristushizmetleri@gmail.com

GÜNAHLARIMIZI NASIL İTİRAF ETMELİYİZ?

“Ama günahlarımızı itiraf edersek…”

-1. Yuhanna 1:9

Yuhanna bu pasajda, okuyucularına suçlarını reddetmek yerine itiraf ederek Tanrı’ya dönmelerini öğretiyor. Hiç şüphe yok ki hepimiz, Hristiyan olduktan sonra işlediğimiz günahları Tanrı’ya itiraf etme konusunda hem fikiriz ama herkesin bunu nasıl yapacağını bildiğinden emin değilim.

İtiraf; kelimenin tam anlamıyla “aynı şeyi söylemek”, yani başka birinin söylediğine katılıyorum demektir. Dolayısıyla itirafın anlamı “kabul etmek” ya da “katılmak”tır. Yuhanna’nın bahsettiği bu durumda, günahlarımızı itiraf etmenin Tanrı’nın bize koyduğu tanıyı (günahkâr olduğumuzu ve günah işlediğimiz) kabul etmemiz ve bu kabullenişi üzüntü ve keder içinde dile getirmemiz gerektiği anlamına gelir. Bu, gerçeğin sadece genel sonuçları değil, aynı zamanda çok pratik ve günlük sonuçları da vardır. Kutsal Ruh vicdanımıza konuştuğunda ve Tanrı’nın yasasına karşı işlediğimiz günahı işaret ettiğinde vermemiz gereken tepki O’na tamamen katılmak, suçlu oluşumuzdan dolayı tereddüt etmeden bunu ilan etmektir; sonra kendimizi bizi bağışlayabilecek adil ve güvenilir Tanrı’nın ellerine bırakmaktır. Bu, Kral Davut’un vicdanına konuşan ilahi sesi susturmaya çalıştığı acı verici bir dönemden sonra nihayet aldığı tutumdu. (Mezmurlar 32)

Roma Katolik doktrini, günahların bağışlanması için bir rahip’e itiraf edilmesi gerektiğini öğretir ancak Yuhanna’nın öğretisi açıktır: Günahlarımızı sadece Tanrı’ya itiraf etmeliyiz çünkü sadece O bizi affedebilir ve suçumuzu kaldırabilir. Kutsal Yazıların bazı bölümleri bize -bazı durumlarda- bizim hatamızdan dolayı bozulan paydaşlık yenilenebilsin diye suçumuzu, bizim günahlarımızdan etkilenen insanlara da itiraf etmenin gerekli olduğunu öğretir. (Luka 15:21)

İtiraf, günahın verdiği zarar kadar büyük olmalıdır. Günahımız sadece Tanrı ile olan ilişkimizi etkilediyse bunu Tanrı’dan başka kimsenin bilmesine gerek yoktur, ancak eğer bizimle dua etmeleri için gönüllü olarak biriyle paylaşmak istemiyorsak o zaman günahımızı bir diğer kişiyle paylaşmalıyız (Yakup 5:16). Eğer günahımız başka insanları da içeriyorsa o zaman tövbe edişimizi bilmeleri ve itiraf ettiğimizi duymaları gerekiyor. Ve eğer bu olay halka açık bir şekilde olduysa o zaman halka açık bir şekilde itiraf edilmesi gerekiyor. Mezmur 51 halkın öğrendiği, Davut’un Bat-Şeva ile zina yaptığının açık bir itirafıdır. Ayrıca, Kutsal Yazılar; günahkâr kişi suçunu kabul edip itiraf etse bile günahın farklı sonuçları olduğunu da öğretir. Bu yüzden Davut, tövbe etmiş dahi olsa zina işleyerek Rab’bin adını lekelediği için oğlunun elinden alındığını görerek Tanrı’nın disiplin edişine şahit oldu (2.Samuel 12:13-14). Bir inanan tarafından işlenen bir günahın kendisi dışında etkileri olduğunda -söz konusu inanan suçunu itiraf edip kabul etse bile- bu kötülükleri düzeltmek için bazı önlemler alınmalıdır. Gerçekten tövbe eden bir inanan, hatasının gerektirdiği disiplini ve iyileştirmeyi isteyerek kabul edecektir. Her şeyden önce, Tanrı’nın suçundan dolayı affedeceğini ve O’nunla paydaşlık kurması için onu yenileyeceğini bilerek sevinebilir.